RSS2.0


SİYAH ÜZÜMÜN FAYDALARI

Türk bilim adamları, antikanserojen özelliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanan siyah üzümün kanser hastalarında destekleyici tedavide kullanılması için proje yürütecek.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ile Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'nın ortaklaşa yürüteceği projenin başarıya ulaşması halinde hastalar yüksek fiyata aldıkları ithal ürünü çok ucuza edinebilecek.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, dünyada ve Türkiye'de artış gösteren lösemi, lenfoma ve myeloma gibi hastalıklara yönelik tedavilerde büyük gelişme olmasına rağmen olumlu sonuç alınamayan vakalar da bulunduğunu söyledi.

Yıllardır "Kemoterapinin yanı sıra destekleyici bir ürün alıp alamayacakları"nı soran hastalarına bununla ilgili bilimsel yayınlar az olduğu için çekingen yanıtlar verdiğini anlatan İlhan, bazı hastalarının ithal edilen
pahalı ürünlerden kullandıklarını ifade etti. İlhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son yıllarda siyah üzümün kabuğunda bulunan resveratrol adı verilen doğal antibiyotiğin lösemi hastalarında etkili olduğuna ilişkin araştırmalar yayımlandı. Bununla ilgili bir çalışma 33. Ulusal Hematoloji Kongresinde ikincilik ödülü aldı. Nature gibi dünyanın belli başlı dergilerinde bu maddenin
kanser hücrelerine karşı etkili olduğu gösterildi ve çalışma çok hızlı ilerliyor.

Hatta KML türü kanserli hastalarda çok etkin olan Glivec ilacına direnci olanlarda bile bu maddenin etkili olduğu ortaya çıktı. Yürüteceğimiz bu sosyal sorumluluk projesiyle önce Ziraat Fakültesi'ndeki araştırmacılar tarafından resveratrolun ülkede yetişen siyah üzümlerdeki oranı belirlenip ıslah çalışmaları yapılacak. Projenin ikinci aşamasında ise tıp fakültemizin hematoloji bilim dalında önce hayvan, sonra da insan deneyleriyle bu maddenin hastalar üzerindeki etkinliği belirlenecek. Proje başarıya ulaşırsa hastalar bu ürünlere çok daha ucuza ulaşabilecek." "Ürünün kemoterapi gören hastalarda etkili olup olmadığı" sorusu üzerine de İlhan, bazı bilim adamlarının kemoterapiden sonra değerlerinde düşme olan trombosit ve lökositlerin toparlanmasında bu maddenin etkili olduğunu gösteren çalışmalar ortaya koyduklarını bildirdi. İlhan, "Literatüre geçen çok başarılı sonuçlar var. Kemoterapide dirençli olgularda bile işe yaradığı görülmüş" şeklinde konuştu.

Antikanserojen etkisi olan bu maddenin bir alternatif tedavi değil, ilaçla beraber alınması gereken tamamlayıcı bir ürün olduğunu vurgulayan İlhan, "Lösemi ve lenfoma tedavisinde, kemoterapinin etkisinin artırılması ya da yan
etkilerinin azaltılması için kullanılabilecek. Ama bunun için öncelikle projemizin sonuçlanması gerekir" dedi.

-RESVERATROLUN ANTİKANSEROJEN VE ANTİMUTAJEN ÖZELLİĞİ-

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof.Dr. Gökhan Söylemezoğlu da siyah üzümün soğuk hava koşulları, mantar enfeksiyonları gibi etkenlere bağlı olarak kendini korumak için ürettiği resveratrolun, antikanserojen ve antimutajen özelliği bulunduğunu söyledi.

Bu maddenin siyah üzüm çeşitlerinde yoğun olarak bulunduğunu anlatan Söylemezoğlu, araştırma kapsamında, asmanın gen merkezi olan Türkiye'de yetiştirilen üzüm çeşitlerinde bu maddenin düzeyinin belirleneceğini kaydetti.

Söylemezoğlu, çalışma kapsamında üzümün çekirdeği, kabuğu ve salkım sapının yanı sıra şarap ve pekmez gibi bu meyveden üretilen ürünlerdeki resveratrol düzeyine de bakacaklarını bildirdi.

Üzüm suyu ve kuru üzüm gibi besinlerdeki resveratrol oranını da araştıracaklarını belirten Söylemezoğlu, "Bu araştırma, hem kültür çeşitlerinde hem yabani tipteki asmalarda hem de Amerikan türlerinde yürütülecek" diye
konuştu.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak ise projeyi TÜBİTAK, DPT ve diğer ilgili kuruluşların desteğiyle yürütmeyi planladıklarını söyledi.

AVAKADONUN FAYDALARI

AVAKADONUN FAYDALARI * Avokadoda bulunan 14 mineral hücre yenilenmesini sağlamakta. Dolayısıyla yaşlanmaya neden olan zararlı toksinleri vücuttan atarak yaşlanmayı yavaşlatmakta ve cildi yıllara karşı korumaktadır.
* Avokado % 30 oranında barındırdığı doymamış yağ miktarı nedeniyle vücuttaki kolestrolün artmasını önler. Kalp ve damar hastalıklarında doğal bir şifa kaynağıdır. Ülser üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir.
* Avokadonun içinde A, B1, B2, B3, B6, C, E, K vitaminleri, fosfor, magnezyum, demir, potasyum, kalsiyum ve çinko gibi mineraller bulunmaktadır.
* Aynı zamanda mutluluk hormonu olan seratoninden ötürü ruh sağlığımıza da en az beden sağlığımıza olduğu kadar faydalıdır. İçerdiği yüksek potasyum dinçlik verir ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rehaveti üzerinden atar.
* Bağışıklık sistemimizi güçlendiren, kandaki alkalin dengesini koruyan ve kandaki kırmızı kan hücrelerini yapan avakado aynı zamanda bir demir kaynağıdır.

KANSER TEDAVİSİNDE ZENCEFİL

Bilim adamlarının kanserle ilgili araştırmaları sürerken, şimdiye kadarki çalışmaların ilgi çeken sonuçları arasında daha önce bazı mide rahatsızlıklarında kullanılan zencefilin kanser tedavisi sürecindeki mide bulantılarına karşı yardımcı olmasının belirlenmesi de yer alıyor.
KANSER TEDAVİSİNDE ZENCEFİL
Amerikan Kilinik Onkoloji Derneğinin (ASCO) Başkanlığını yapan ve Şikago Üniversitesi kan kanseri uzmanlarından Dr. Richard Schilsky, konuya ilişkin sunumun yapıldığı ASCO toplantısındaki açıklamasında, zencefilin binlerce yıldır mide rahatsızlıklarında kullanıldığını anımsatarak, kanser hastalarının acılarını azaltmak için ne yapabileceklerini sürekli sorduklarını, araştırmaların da tedavi sürecinde mümkün olduğu kadar düşük dozda kullanılan zencefilin bu konuda çok iyi sonuç verdiğini gösterdiğini kaydetti.

New York Rochester Üniversitesinde kemoterapi uygulaması yapılan ve mide bulantısına karşı standart ilaç verilen 614 kanser hastasından bir bölümüne plasebo (fonksiyonu olmayan madde), bir bölümüne ise çeşitli dozlarda toz zencefilin kapsül içinde verildiğini anlatan uzmanlar, toz zencefil alan hastaların tümünde mide bulantılarının azaldığının tespit edildiğini belirtti.

Araştırmacılar zencefilin mide bulantısını azaltıcı etkisinin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini kaydetti.

Uzmanlar, kullanım miktarına bağlı olarak zencefilin pişirilmiş yiyeceklerle alınmasının da mümkün olabileceğini belirtiyor.

AKCİĞER KANSERİNDE IRESSA VE TARCEVA İLAÇLARININ KULLANIMI

ASCO toplantısında sunulan bir başka araştırma ise, akciğer kanseri vakalarıyla ilgili çalışmaların Iressa ve Tarceva gibi ilaçların tedavi sürecine sağladıkları katkı konusunda yeni bulguları ortaya koydu.

Kanser vakalarının ancak yüzde 10 ila 15’inde kısmen yararlı olabildiğine yönelik 2004’te yapılan bir araştırmanın sonuçları doğrultusunda ABD’deki Iressa tabletlerinin satışlarının büyük oranda azaltıldığını anımsatan araştırmacılar, daha sonraki araştırmaların Iressa’nın çoğu Asyalı kadın olan ve özellikle sigara içmeyen hastalar üzerinde çok daha yüksek düzeyde olumlu sonuç verdiğini ortaya koyduğunu anlattı.

Bu araştırmanın, Iressa’nın ABD pazarında yaygın olarak satılmaya başlamasının önünü açabileceği belirtiliyor.

Türkiye’de de akciğer ve pankreas kanserli hastaların tedavi sürecinde ilgili testlerden sonra alınan sonuçlara göre, Iressa (Gefitinib) ve Tarceva (Erlotinib) ilaçları kullanılarak, tedavide başarı oranı artırılmaya çalışılıyor.

Kemoterapiye göre yan etkisi çok daha az olan bu gibi ilaç tedavileri ve özellikle Iressa ve Tarceva’nın kullanımına ilişkine araştırma sonuçlarının ASCO toplantısından sonra, bu ay içinde yayımlanması bekleniyor.

NEUROBLASTOMA HASTALARINDA YENİ BAĞIŞIKLIK TEDAVİSİ

Çocuklarda görülen otonom sinir sistemi tümörü veya böbreküstü bezinin medulla bölümünde ortaya çıkan bir tümör olarak da bilinen ve ölümle sonuçlanabilen kanser hastalıkları arasında yer alan neuroblastoma hastaları için yeni geliştirilen bağışıklık tedavisiyle ilgili bir araştırma da ASCO toplantısında sunulan raporlar arasında yer aldı.

Vücudun bağışıklık sistemi proteini (monoklonal antikor) güçlendirerek tümörün bağışıklık sistemi tarafından yok edilmesine yardımcı olan yeni tedavi, bu kanserin tedavisinde yıllardır kullanılmakta olan benzeri bir sistemin biraz değiştirilmesiyle uygulanıyor.

Söz konusu rapora göre, 2 yıl süreyle önceki sistemin uygulandığı çocuklarda tümörün tekrar oluşmasının veya ölümle sonuçlanmasının engellenmesi oranı yüzde 46 oranında gerçekleşirken, yeni sistemde bu oran yüzde 66’ya kadar yükseldi.

Çocuk hastalarda 2 yıldan fazla yaşama oranının önceki uygulamada yüzde 75, yeni uygulamada ise yüzde 86 olduğunu da ifade eden araştırmacılar, bunun "neuroblastoma konusunda büyük bir atılım olduğu, kanser olan çocuklara yönelik tedavi sürecine yeni bir standart getirdiği" düşüncesini dile getiriyor.

Yeni sistemin 226 neuroblastoma hastası çocuk üzerinde uygulandığını, bulguların da bu uygulamalar sonucu elde edildiğini belirten araştırmacılar, sistemin, Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacıları tarafından deneme uygulanmasına başlandığını kaydetti.

GİNSENG TOZU

Ginseng ve Ginseng Tozu


Büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. 6-8 yaşındaki bitkilerin köklerinin çapı 10 santimetreyi bulmakta olup, beyaz veya kırmızı renklidir. Bitkinin yaşlı etli ve çatallı kökleri, ilaç olarak kullanıldığından, Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü (yetiştirilmesi) de yapılmaktadır. (Wikipedia)
Ginseng Tozu ve Kırmızı Ginseng Bitkisi



NEDEN KIRMIZI GİNSENGİ?

Günümüzde yaklaşık 2000 yıl önce Kore'de ve Çin'de Şifa verici değeri saptanan GİNGSENG'in bölgedeki ismi PANAX GİNGSENGİ'dir.dünyanın diğer ülkelerinde yetiştirilen gingseng türleri ideal iklim ve toprak özelliklerine sahip olan Kore'nin yetiştirdiği KIRMIZI GİNGSENG kadar nitelikli olmamaktadır.

Köklerinin sıcak su ile yıkandığında kırmızı renk alması nedeni ile tüm dünyada KORE KIRMIZI GİNGSENG'i olarak bilinir.Bu bitkinin yetiştirme, işleme ve satışı Kore Tekel idaresinin denetiminde yapılmaktadır.Böylesine değerli ve aranan bu bitkiye Kore devletince sahip çıkılmasının nedeni; hatalı üretimlerde bulunulup veya taklit edilip kalitesinin bozulmaması içindir.Üretiminin her aşamasının devlet gözetiminde yapılması yanında Kore insanının sabır, bilgi ve araştırma yeteneklerinin birleşiminde oluşan ve kalitesi tartışılamayan GİNGSENG ürünleri tüm dünya pazarlarını kaplamaktadır.

Kırmızı GİNGSENG yaklaşık 2000 yıldan beri Çin'de yüksek şifalar için kullanılmakta ve etkileri hakkında ilk rapor Çinli bir pratisyen hekimi olan TAOHUNG-CHİNG tarafından hazırlanmıştır.Bu raporda ilerda bahsedeceğimiz bazı faydalar yazılıdır.son zamanlarda, bütün şifalı bitkilerde olduğu gibi GİNGSENG üzerinde de araştırmalar ve ayrıca şimdiye dek 3 milletlerarası GİNGSENG sempozyumu düzenlenmiş, ve bunlara birçok doktor, araştırmacı ve bilimadamları katılmıştır, ayrıca dünyanın tanınmış gazetelerinde GİNGSENG hakkında yayınlar yapılmaktadır.

KORE KIRMIZI GİNSENG’İN YETİŞTİRİLMESİ

Uygun koşullarda uzun süre dinlendirilen, toprağa ekiminden sonra dikkatli ve savırl bir bakımla yavaş yavaş gelişen GİNSENG en erken 6 yıl içinde toplanabilecek büyüklüğe erişir. Aslında iyi bir ürün elde etmek için 14 -15 yıllık bir büyüme sürecini tamamlaması gereken Ginseng’in Kore’de 100 hatta 400 yıllık olduğu sanılan kökleri bulunmuştur. Kirli çevre koşulları ve suni gübrelenmeye karşı hassas olan bitki, kimyasal maddelerle (ilaç ve gübre) temas ettiğinde bozulup çürümektedir. Yılların geçmesiyle GİNSENG büyüyüp olgunlaşırken bulunduğu toprağın bütün faydalı unsurlarını da emmektedir. Böylece tabiatta toprak içinde erimiş halde bulunan mineral, vitamin gibi tüm organik ve inorganik maddeleri bünyesine almaktadır. Bu nedenle ginseng yetiştirilen topraklar uzun süre ekilmeyecek şekilde fakirleşmektedir.

Doğal kaynakların insan yaşamındaki önemini bilen milyonlarca kişi daha sağlıklı bir hayat sürmek için günlük hayatlarında da ginseng ürünlerinden geniş ölçüde yararlanmaktadır.

Günümüzde doğu ve batı tıbbın da yerini alan ginseng ürünleri artık doktor reçetelerine girmiş ve eczanelerde satılır hale gelmiştir. Dünyanın birçok yerinde yapılan yetiştirme girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu nedenle de en akıllıca işin özel olarak hazırlanmış Kırmızı GİNSENG ürünlerinin Kore’den getirilmesi olacağı fikri üzerinde birleşmiştir.

DÜNYADA GİNSENGİN KULLANILMASI

Uzun senelerden beri pek çok ülkede hap, kapsül, çay, sigara, likör,ve çiğneme granülü şeklinde şifa verici veya tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır.Halen A.B.D de kaybettiği sağlığını yeniden kazanmak isteyen 6 milyon kişi Kırmızı Ginsengi kullanmaktadır. Japonya Sağlık Bakanlığı 7000 hastanesinde yüzbinlerce hastaya uygulanmak üzere değişik Ginseng preperatları yollamaktadır. İsviçre ve Almanya’da verimi arttırmak için birçok fabrika işçilerine çay saatlerinde Ginseng ürünleri sunulmaktadır.

GİNSENG ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ginseng üzerindeki araştırmalar uzun yıllar önce başlamış günümüzde de devam etmektedir. Ginsengi konu alan 3 büyük Uluslar arası sempozyum yapılmış, bu sempozyumlara dünyanın dört bir tarafından gelen doktor, araştırmacı ve bilim adamı Ginseng ile ilgili çalışmalarını sunmuşlardır.Bunlardan birkaç örnek vermek gerekirse; U.S.S.R’den Dr. Brekhman Ginsengin insan vücudunda fiziksel ve mental aktiviteyi arttırdığını, beyin hücrelerinin faaliyetlerini uyardığını ve düzelttiğini, streslere karşı organizmayı koruduğunu vurgulamıştır.Japon araştırmacılar Dr. Hikohichi Oure ve Susumu İlia, Ginsengin, karaciğerde de karbonhidrat metabolizmasını uyardığını bulmuşlardır.Bonn üniversitesi Farmakoloji bölümünden Dr. K.Karzel ise Ginsengin kan basıncını düzenlemesi üzerindeki yararlı etkilerini kapsayan bir çalışma sunmuştur. Sofya Üniversitesinden Prof. V. Petkov Ginsengin adrenal korteksini uyararak hatırlatma, öğrenme ve düşünme mekanizmalarını arttırdığını bildirmiştir. Stockholm’de Prof. Dr. Finn Sangberg Ginsengin uykusuzluğu ve huzursuzluğu giderdiğini saptamıştır. Dr. W. Sternerve Dr. Kitagava 1969 yılında yaptıkları araştırmalarında Ginsengin yorgunluk, bitkinlik ve kuvvetten düşme karşı başarı ile kullanılabileceğini göstermişlerdir. 1973 yılında Dr. M. Kimura ve arkadaşları Ginsengin, kan şekerini düşürdüğünü ve diabet tedavisinde kullanılışının esaslarını saptamışlardır. Son yıllarda da Japon bilim adamları Ginsengin kanser hücreleri üzerindeki etkilerini araştırmaktadırlar. Neoplastik olguları (Kanser tümörleri) durdurucu ve tedavi edici 6 yıllık Ginseng Kökü olabileceği vurgulanmaktadır.

Ginseng Tozu, Ginseng bitkisin kurutulması ile elde edilir ve aktarlarda kolayca bulunabilmektedir.

Suna Dumankaya' nın Ginseng Tozu kullandığı formül

BOSWELLIA FAYDALARI

Boswellia Serrata Bitkisinin Kullanım alanı ve faydaları :
Hint tıbbında kullanılan bitki, antiinflamatuar özellikleriyle bilinir. Romatoit artrit, osteoartrit, burkulmalar gibi sorunalra karşı kullanılır.

Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.

Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki [Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler]

BOSWELLIA FAYDALARIHindistan`daki geleneksel Ayurveda hekimliğinde, Çin’de ve Kuzey Afrika`da binlerce yıldır bilinen ve kullanılan bir eczadır.
Eklemler ve solunum yollarındaki iltihaplara, bağırsak iltihabı bozukluklarına sivilce ve yaralara, mantar enfeksiyonlarına, çıbanlara karşı kullanılır.
Romatizma, osteoporoz, sindirim, astım, kadınların periyodik dönemlerindeki rahatsızlıklarla ilgili ağrı ve şikayetlere karşı etkilidir.

Kanser Üzerine Etkisi: Kanserden korunmada, beyin tümörleri, meme kanserleri, akciğer kanserleri, gastrointestinal kanserler, mide kanserlerinin tedavisinde ve kemoterapinin yan etkilerinden korunmada kullanımı tavsiye edilir.

Astragalus Bitkisinin Faydalari

Astragalus (Geven), yetiştiği bölgelere göre farklılaşan 2000 kadar türü vardır. Tıpta özellikle ana vatanı Çin olan Çin Geveni kullanılmaktadır. Geven baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden ebru yapımında da kullanılan kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı. Ülkemizdeki türüne Keven de denir. Gevenotunun gövde veya kökünün üzerinden bıcakla özel olarak yapılan çizgilerden akan zamka kitre denir ve kitre başka ilaç yapımında kulanılır. Astragalu microcephalus ve astragalus gummifer Türk kitresi ve Anadolu kitresi olarak bilinir.
Astragalus Bitkisinin Faydalari
Tıpta daha çok kullanılan ve hakkındaki araştırmaların en fazla olduğu Astragalus kökü (root), veya Astragalus membranaceous denilen türünün doğal yerleşim alanları Çin'in kuzey ve doğu bölgeleriyle Moğolistan ve Koredir.

Kullanım alanları

Soğuk algınlığı ve grip
Süregen enfeksiyon
Çeşitli allerjiler
Astım
Kronik yorgunluk
Kemoterapiyle ilişkili olarak iştah kaybı veya yorgunluk
Anemi
Kalp rahatsızlıkları
Böbrek rahatsızlıkları
Mide ülserleri
Hepatit
Genel hazım zorunları
Yaralar

Vücutta bir dizi bağışıklık işlevini destekleyen Aatragli Polysaccharoses bileşini içeren Astragalus'un yapılan araştırmalarda

Soğuk algınlığı vakalarının şiddetini ve süresini azaltabildiği
Kalbin kan pompalama hacminde iyileştirmeler sağlayabildiği
Karaciğerde hücre hasarına karşı koruma sağlayabildiği
Kalp ve beyin dokularına oksijin taşınmasına yardımcı olduğu ve vücudun şevk ve direncini geliştirdiği
Fareler üzerindeki araştırmalarda astragalus özü kullanılan farelerde idrar torbası kanserinin daha az görüldüğü
Akciğer kanseri hastalarında tümör ilerleyişini tersine çevirebildiğine işaret edilmektedir.

Astragalus kökü;

Tentür
Kapsül
Hastane ve klinik koşullardaki kullanım için enjekte edilebilir formlarda
Deriye için merhem şeklinde kullanılmaktadır.

Kullanımı
Astragalus çocuklara bağışıklık sistemini destekleyici olarak verilebilmekte fakat ateşli vakalarda geleneksel Çin tıbbına göre ateşi uzattığı veya güçlendirdiği için kullanılmamaktadır. Yetişkinlerde dozajlar vücut ağırlığına göre olduğundan çocuklarda da yetişkinlerin dozunun 1/3'ü verilebilmekte ancak konsantrasyonlar arasında farklılıklar olabildiğinden uzun dönemli kullanımlarda doktora danışılması gerekmektedir.

Günlük önerilen dozlarda alındğında ciddi yan etkileri olmamakta ve genellikle güvenilir şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte diğer bitki ve ilaçlarla etkileşime girebildiğinden bu tip durumlarda mutlaka doktora danışılarak kullanılması önerilmektedir.

Hamile veya emzikli bayanlarda veya ilaç kullanım durumunda kullanmadan önce mutlaka doktora danışılması gerekmektedir

ALOE VERA FAYDALARI

Aloe Vera bitkisi, Liliaceae (zambakgiller) familyasına aittir ve 400 den fazla türü vardır.

Çeşitli alanlarda en çok kullanılan Aloe barbadensis Miller adı verilen çeşididir. Yaprak, iki bölümden meydana gelmiştir. Müshil olarak kullanılan ve antrakinonlar adı verilen maddeleri içeren yeşil kabuk bölümü ve Aloe jeli olarak adlandırılan müsilaj bölümü.

Jel kısmında, 18 amino asid, 20 mineral, 12 vitamin ile çeşitli bilimsel araştımalarda immunostimülan olduğu gösterilmiş olan asemannan, glukomannan, mannoz-6 fosfat, aloerid gibi polisakkaridler; çeşitli enzimler, deneysel olarak antihistaminik olduğu gösterilmiş olan alprogen; yine çeşitli çalışmalarda kan kolesterol düzeylerine ve selim prostat hipertrofisine etkili olduğu bildirilen lupeol, beta-sitosterol ve kampesterol gibi steroller ile lignin, salisilat gibi maddeler bulunmaktadır. Antrakinonları içeren kabuk bölümü suyunun uçurulması ile elde edilen ve laksatif olarak kullanılan kısma Aloe denir.
ALOE VERA FAYDALARI
Yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü ranksiz kısma ise Aloe vera Jel adı verilir. Bu iki kısım devamlı şekilde kavram karışıklığına neden olduğu için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün Seçilmiş Tıbbi Bitkiler monografında ayrı bölümler halinde incelenmiştir.

Aloe vera jel inin gerek yüzeyel kullanım, gerekse besin tamamlayıcısı olarak içecek şeklinde hazırlanması, özel yöntemler gerektirmektedir ve ürünler, günümüzün son derece gelişmiş analiz yöntemleri ile kontrol edilmektedir. Bundan amaç, jelde varolduğu bilinen maddelerin ürünün içinde de korunmuş olarak bulunmasıdır.

Aloe Vera jelinin, yara, yanık ve deri hastalıklarına da iyi geldiği söylenmektedir. Öyle ki, Büyük İskender’in Hindistan’a uzandığı dönemde, hocası Aristo’nun önerisiyle, askerlerinin yaralarının tedavisinde bu bitkiyi kullanmak niyetiyle bol bol Aloe Vera yetişen bir adayı fethettiği rivayet edilirken, günümüzde ise Amerika’nın olası bir nükleer savaş sonrası radyasyon yanıklarının tedavisi amacıyla Aloe Vera stokladığı iddiaları mevcuttur.

1930’ lu yıllardan beri yapılan Aloe Vera hakkındaki araştırmalar; yapraklarından elde edilen usarenin (öz) yaraları (Ameliyat yaraları dahil), ülserleri ve yanıkları üzerlerinde koruyucu bir tabaka oluşturarak hızla iyileştirdiğini ortaya koymuştur. Yaprakların %96’ sı sudan oluşmakta olup; Geriye kalan içeriği temel yağlar, amino asitler, mineraller, vitaminler, enzimler, glikoproteinler (glicoproteins), rezin ve antrasen veya antrakinon türevlerinden oluşmaktadır. Bu türevlerden en önemlisi Aloin (Barbaloin) dir.

1930’ lu yıllardan beri; kolit (kalın bağırsak iltihabı) ve peptik ülser gibi sindirim yolları tahrişlerine karşı kullanılmasının yanı sıra, sindirim kolaylaştırıcı, şişkinlik giderici, kan ve lenfatik dolaşıma (Lenfatik Sistem: Hücreler arasındaki biriken sıvıyı lenf damarları aracılığı ile uzaklaştıran sistem), böbrek, karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarına yardımcı olarak da kullanılmaktadır. Aloe vera, en azından üç anti- inflamatuar etkili yağ asiti de içermektedir. Bu yağ asitleri; mide, ince bağırsak ve kolon (Kalınbağırsağın kolon denilen bölümü) üzerinde yardımcı etkiye sahiptir ve sindirim güçlüğü veya hazımsızlığın neden olduğu aşırı asitliliği (fazla mide asidi) önlemek için sindirim sıvılarını doğal olarak alkali hale getirir ve sindirim yollarını temizler. Aloe vera içerisinde yakın zamanlarda bulunan bir bileşik olan acemannan’ ın ise vücudun doğal direncini (Bağışıklık sistemi) artırma yeteneği üzerindeki çalışmalar devam etmektedir. Şu ana kadarki çalışmalar; acemannan’ ın T-lenfosit hücrelerini destekleyerek bağışıklık sistemine yardımcı olduğunu göstermiştir. İçerdiği ağrı ve yanıkları iyileştirici maddeler ise; salisilatlar, bradykinnase ve lactate (Laktik asit tuzları) dır. Ayrıca Aloe vera, yanıklarda bölgeye kan akımını arttırarak iyileşme sürecine yardımcı olan maddeler de içermektedir. Aloe vera kabızlığa karşı, bağırsak yumuşatıcı olması sayesinde laksatif olarak da kullanılmaktadır. Aloe vera’ nın önemli bir kullanım alanı da cilt ve cilt hastalıklarıdır. Yapılan araştırmalar aloe vera’ nın cildi nemlendirdiğini, güneş yanığı ve cilt kızarıklıklarına iyi geldiğini, cildin esnekliğini ve tazeliğini korumaya, akne (sivilce) ve ekzemayı kontrol altına almaya da yardımcı olduğunu göstermiştir. Ayrıca Aloe vera, böcek veya sinek ısırıklarından veya alerjiden kaynaklanan kaşıntıya da iyi gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre Aloe vera’ nın cilt üzerindeki iyileştirme gücü, cilt yada derideki oksijen miktarını ve doku sentezini arttırmasından ileri gelmektedir.

Uyarılar:Hamile ve emziren kadınlar ile kronik ishal veya karın ağrısı problemi olanların Aleo Vera’ yı kullanmaları tavsiye edilmemektedir.

BROKOLI ILE SESINIZI GUCLENDIRIN

Tabağınızda sessiz sakin duran; yağsız ve yeşil yiyecek brokoli, ses tellerinizi güçlendirerek, daha gür ve sağlıklı sese kavuşmanıza yarayabilir.

Sesinizi güçlendiren brokoli gibi başka bol lifli gıdalar da gırtlak kanseri oluşumunu önleyebilir. Gırtlağı, boynunuzda bulunan ses kutunuz olarak düşünebilirsiniz.
BROKOLI ILE SESINIZI GUCLENDIRIN
Gıda Lifi Almanız Önemlidir
Meyve ve sebzelerden yüksek miktarda lif almanız gırtlak kanseri riskini azaltır. İşlenmiş tahıllar içermeyen, bol lifli tam tahıllı ürünler de aynı etkiyi sağlar.

Başlıca Gıda Lifi Kaynakları
Brokoli ve diğer sebzelerin yanında , bezelye, enginar, balkabağı ve lahana da lif bakımından zengin gıdalardandır. Ahududu, çilek, yabanmersini ve kuru incir de bol lifli meyvelerdendir.

Güne lifli gıdalar yiyerek başlamak Gerçek Yaş'ınızı 0.6 yıla kadar gençleştirebilir.

KINAN FAZLASI ZARARLI

Erciyes Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Aktaş, kınanın yüksek dozda ve uzun süre geniş yüzeylerde kullanılmasının karaciğer ve rahim kanserine neden olduğunu bildirdi.Fazla kına kullanımı zararlı
Prof. Dr. Aktaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kınanın antibakteriyel özelliği bulunduğunu, mantar hastalığı ve bakterilere karşı kullanılabileceğini belirtti.
Kınanın antibakteriyel özelliği nedeniyle kısa süreli kullanılabileceğini ancak yüksek dozda ve uzun süre geniş yüzeylerde kullanıldığında karaciğer ve rahim kanserine neden olduğunu ifade eden Aktaş, şöyle konuştu:
"Kına özellikle saç kıllarının dibinden çok çabuk emilerek kana geçer. Saç köklerinin emme gücü çok yüksektir. Dışarıdan temas eden maddeleri adeta sünger gibi emerler. Deriye damlatılan bir madde saatlerce emilmeden durur ama saça damlatılan madde kıl kökünden çok çabuk emilir. Sedef hastalarında uzun süre saçlı deride kullanılan kortizonlu sular ve losyonlar da çok çabuk emildiği için hastayı şişirir."

Aktaş, kuaförlerin kullandığı saç boyalarına da kınanın bazı türlerinin karıştırıldığını, bu boyaların bazılarının kanserojen bir madde olan kadmiyum sülfit içerdiğini söyledi.
Dövme yapımında kullanılan kadmiyum ve kadmiyum sülfit gibi metal elementlerin de kansere neden olabileceğine dikkati çeken Aktaş, şunları kaydetti:

"Türkiye'de kullanılan dövme boyaları genellikle demir ve kurşun tozu, kül ve kibrit fosforundan yapılıyor. Bu maddelerin kanserojen etkisi düşüktür. Ancak Avrupa'da kadmiyum ve kadmiyum sülfit denilen metal elementler kullanıyorlar. Kırmızı ve yeşil renk veren bu elementler kadmiyum pil yapımında da kullanılıyor. Bu elementler güneş gördüğü zaman hücreleri dejenere ederek kanserleştiriyor."

Aktaş, dövme yapımında kullanılan iğnelerin de vücudu tahriş edip enfeksiyona neden olduğunu belirterek, "Kirli iğne uçları stafilokok ve streptekok gibi bakterileri vücuda taşıyabilir. Bu bakteriler bazen kana geçerek böbreği ve karaciğeri harap eder" dedi.

Kınanın Faydaları için TIKLA

UZERLIK OTUNUN KULLANIMI

Halk arasında nazar otu olarak da bilinen üzerlik otunun, kök ve tohumlarından faydalanılıyor.


Üzerlik otunu şifa kaynağına dönüştümek için :

Bedenî Hastalıkların Tedavisinde Üzerlik

Üzerlik otu eskiden beri çeşitli tedavilerde kullanılan bir bitkidir. Hititlerde ilaç yapımında kullanıldığını biliyoruz. Yaklaşık 2000 yıl önce Adana, Anavarza'da doğan, Avrupa ve Ortadoğu'da 1500 yıl boyunca tıbbi sağaltım alanında kullanılan Kitab al-Hasayiş'in (Materia Medica) yazarı Dioskorides de (MÖ 20-80) üzerlik bitkisinden söz eder ve bunun belki de efsanevi büyü bitkisi moly olduğunu söyler. Dioskorides'e göre, "Bazıları bu bitkiyi harmala, Suriye ve Mısırlılar besasa (Tanrı Bes'in bitkisi), Kapadokyalılar da moly olarak adlandırırlar. Bitki siyah kökleri ve beyaz çiçekleriyle moly'nin tanımına uyar". Dioskorides'in Peganon agrion ya da Ruta sylvestris olarak tanımladığı üzerlikten söz ederken bu bitkinin en yaygın olarak görüldüğü Kapadokya'ya değinmesi bir rastlantı değildir. Çok daha eskiden Hindistan'da üzerlikten solucan düşürücü ilaç yapılmış, üzerlik narkotik olarak kullanılmıştır. Zehirlenmelere, yılan sokmasına karşı panzehir yapımında üzerlikten yararlanılmıştır. Yunanlılar ve Romalılar üzerlik otunu ishallere karşı mide kuvvetlendirici olarak kullanmışlardır. Bugün modern tıpta da üzerlik, solucan düşürücü ve narkotik harmin, merkezi sinir sistemi uyarıcısı olarak kullanılır.

Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasının yanı sıra erkekte cinsel gücü artırıcı macunların hazırlanmasında da üzerlikten faydalanılmıştır. Tohumlarının balla karıştırılması sonucu elde edilen bir macun, eski toplumlarda uzun süre cinsel gücü artırıcı madde (afrodizyak) olarak kullanılmıştır.

Üzerliğin tohumlarında harmalin, harmin, harmalol ve peganin adlı alkaloitler ve eterik yağ bulunmaktadır. Ayrıca tohumlarından kırmızı renkli bir boya maddesi elde edilebilmektedir.

Alternatif tıp olarak da adlandırılan halk tıbbındaki üzerliğin kullanımına gelince:

Türk Kodeksi'ne kayıtlı tıbbî bitkiler arasında sayılmayan üzerlik tohumu genellikle bütün aktarlarda bulunmaktadır. Bağırsak kurdundan prostata, hemoroitten karın ağrısına pek çok hastalığa iyi geldiği inancıyla üzerlik çeşitli yol ve yöntemlerle Anadolu'nun hemen her yerinde halkça kullanıla gelmiştir.

Halk tıbbında rastlanan pek çok örnekte olduğu gibi, şifalı ve etkili olduğuna inanılan, fakat kanıtlanmamış uygulama alanları saymakla bitmez: Afrodizyak olarak, felçlere karşı, "sevdadan kaynaklanan ağrılar" için, göz hastalıklarında... Davûd-ı Antakî'nin Tezkere adlı eserinin Bitkiler ve Şifaları bölümünde 'özerlik' tohumunun iyi geldiğine inanılan hastalıklar listesi oldukça uzundur.

Halk tababetinde üzerlikle tedavi edilen bazı hastalıklar aşağıda zikredilmiştir.

Sara Hastalığı

250 gr. üzerlik tohumu 3 litre su ile sararıncaya kadar kaynatılır. Sonra süzülerek 1 kg. üzüm pekmezi ile karıştırılıp tekrar 5 dakika kaynatılır. Hazırlanan karışım 6 saat arayla bir çay bardağı içilir. Ayrıca bir deste karabaş otu 12 bardak su ile kaynatılıp soğutulduktan sonra süzülür ve sabah, öğle, akşam birer çay bardağı içilirse, etki daha fazla olur. Fayda görmek için iki-üç ay kullanmaya devam etmelidir.

Varis

150 gr. üzerlik tohumu çekilerek toz haline getirilip, bir kaba konur. Ayrıca 30'ar gr. biberiye, ada çayı, oğul otu, ısırgan otu, 4 litre su ile 5 dakika kaynatılıp, soğutularak süzülür. Sabahları aç karnına alınan 15 gr. üzerlik tohumu üzerine hazırlanan bu karışımdan bir fincan içilir. Bunun üzerine de bağırsakları bozmaması için bir veya iki limon sıkılıp içilir.

Akşamları varisli yerlere limon suyu sürmek de iyileşmeyi hızlandırır.

Müzmin Baş Ağrısı

30'ar gr. üzerlik tohumu, anason, damla sakızı, tarçın ve rezene hep birlikte toz haline getirilerek 500 gr. süzülmüş bal ile macun yapılarak günde üç defa bir çorba kaşığı alınır. Bir ay devam edilirse şifası görülür. (Sürekli baş ağrılarını ciddiye almalı ve mutlaka doktora görünmelidir.)

Alerjik Grip ve Saman Nezlesi

Birer tatlı kaşığı üzerlik tohumu, çörek otu, meşe kabuğu, mercanköşkü ve papatya, bir kapta 5 dakika kaynatılıp süzülür. Elde edilen bu su buruna çekilir. Bu uygulama günde üç defa yapılır. Ayrıca kına kına, ısırgan otu, oğul otu, adaçayı, ravend ve acı yonga bitkilerinden birer tutam, 4 litre su ile beş dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra yemek aralarında bir çay bardağı içilir.

Mafsal ve Romatizma Ağrıları

50'şer gr. üzerlik tohumu, defne tohumu, tarçın, anason ve havlıcan hep birlikte kahve değirmeninde çekilir ve ince elekten geçirilerek 100 gr. bala katılır. Bu macundan günde 3 defa bir çorba kaşığı yutulur. Bitinceye kadar kullanılırsa, iyileşmeye yardımcı olur.

Basur

Zulumba ve üzerlik tohumu eşit oranlarda katıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çay kaşığı yenir.

Cinsel Gücü Artırma ve Kolay Hamilelik

1-2 gr. ezilmiş üzerlik tohumu her gün bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilirse, cinsel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır.

Fil Hastalığı

12 gram üzerlik tohumu bir cezve suda 5 dakika kaynatılır. Sabah, öğle, akşam, içilerek bitirilir. Her gün tekrarlanır. Günde 3'er fincan yoğurt suyu ve yabani nane çayı içilir. Ayrıca her gün aşağıda yazılı tedavilerden uygun olanı yapılır: 1. Sinirli yaprak lapası sarılır. 2. Adam otu lapası sarılır. 3. Katran sürülür. 4. 100'er gram papatya, biberiye, çemen otu, kepek yeteri kadar suda kaynatılıp lapa yapılarak sarılır. İyileşinceye kadar devam edilir.

Silisü'l-Bevl

Devamlı idrar kaçırmak, idrârını tutamamak hastalığı olan silisü'l-bevlin tedavisi için bir kaba bir fincan nohut ve iki fincan sirke konur. Üç gün sonra, her gün üç kere üçer nohut yenir ve birer çay kaşığı sirke içilir. Yâhut bir kaşık üzerlik tohumu, zencefil, tarçın ve karabiber, ince toz edilip karıştırılır. Sabah aç karna ve yatarken bir çay kaşığı toz, su ile yutulur.

Bağırsak Gazları

Bağırsak gazlarını yok etmek için: Arpa unu hamur haline getirilir. Bir miktar keten tohumu ve üzerlik otu ilave edilerek karna sarılır.

KURU INCIRIN FAYDALARI

Kuru incir, mükemmel bir kan yapıcıdır. Öylesine güçlüdür ki, kısa zamanda alacağınız sonuç sizi şaşırtacaktır.

Kür 1: Kan yapıcı
Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya sekiz-dokuz adet kuru inciri ilave ediniz ve yedi dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Yedi dakika tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra süzülür. Üçe veya ikiye bölerek öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına içilir. Bu kürün uygulaması,

2x21U+7A

U; 21 gün uygulanır
A; 7 gün ara verilir

şeklindedir. Bu formülün anlamı, iki defa yirmibir gün uygulanır ve her yirmibir gün tamamlandığında yedi gün ara verilecektir. Toplam uygulama süresi kırkiki gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası var ise, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Kür 2: Yumurta çatlatıcı ve kolay hamile kalma
Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya onbeş-onaltı adet kuru inciri ilave ediniz ve yirmi dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Yirmi dakika tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra süzülür. Üçe veya ikiye bölerek öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına içilir. Bu kürün uygulaması,

2x21U+7A

U; 21 gün uygulanır
A; 7 gün ara verilir

şeklindedir. Bu formülün anlamı, iki defa yirmibir gün uygulanır ve her yirmibir gün tamamlandığında yedi gün ara verilecektir. Toplam uygulama süresi kırkiki gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası var ise, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Kür 3: Bronşite karşı
Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya onbeş-onaltı adet kuru inciri ilave ediniz ve on dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. On dakika tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra süzülür. Üçe veya ikiye bölerek öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına içilir. Bu kürün uygulaması,

2x10U+3A

U;10 gün uygulanır
A; 3 gün ara verilir

şeklindedir. Bu formülün anlamı, iki defa on gün uygulanır ve her on gün tamamlandığında üç gün ara verilecektir. Toplam uygulama süresi yirmi gündür. Uygulama sürelerine üç günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası var ise, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.


Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU

ZERDECAL FAYDALARI

Zerdeçal (zerdeçap) : Zencefilgiller familyasından; anavatanı Doğu Hindistan olan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renktedir. Safranı andıran boyalı bir madde çıkarılır. Baharat olarak kullanılır.


Faydası : Sinirleri uyarır. Vücutta biriken zehirli maddeleri atar. Nekahat devresini kısaltır. Verem gibi hastalıklarda faydalıdır.


* Zerdeçalın enfeksiyon etkisi : Yapılan araştırmaların sonunda zerdeçalın lekotiren, prostoglandin, tümör, nekroze edici faktör ve interlokin-12 gibi iltihap oluşturan maddelerin ortaya çıkışını geciktirerek hafiflettiğini göstermiştir


* Zerdeçal solunum yollarına iyi gelir : Antienflamatuar ve antioksidan etkileri ile üst solunum yolları, astım, bronşit ve sinüzite çok iyi gelir


* Zerdeçal kansere iyi gelir : Zerdeçalın aktif maddesi curcumin hem kanserin korunmasını sağlar hem de bazı kanserlerde tedavi edici olarak kullanılır.tümör hücrelerinin üremesini engeller ve toksik yan ürünlerini azaltır.


* Zerdeçal Alzheimer hastalığına iyi gelir : Antioksidan ve antienflamatuar etkisi ile Alzheimer hastalığına gidişi engeller.ayrıca beta amiloit plakalarının gelişimini yavaşlattığını göstermiştir


* Zerdeçalın iyi geldiği diğer hastalıklar : Katarak oluşumu,karaciğer hastalıkları,felç gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etkisi vardır

DOMATES LIMON VE SUTLE GELEN SIFA

Domates, limon ve sütle şifa bulun
Domates, limon ve sütle şifa bulun
Sevil Nas Can, kış aylarında vücudun günlük vitamin-mineral ihtiyacına göre bir şifa listesi hazırladı:

* Kalsiyum: Günde bin 200 mg. alınmalıdır. En zengin kaynağı süt ve yoğurttur. Günde 500 gr. süt veya yoğurt tüketin.

* C vitamini: Günde 60-75 mg. alınmalıdır. Portakal, nar, greyfurt, mandalina, limon ve patateste bulunur.

* Selenyum: Günde 30 mg. alınmalıdır. Salatalık, deniz ürünleri ve susamda vardır.

* Çinko: 15 mg. alınmalıdır. Badem, ceviz, fındık, mantar ve kümes hayvanlarının etlerinde bulunur.

* E vitamini: Günde 10 mg. alınmalıdır. Yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagillerde bulunur.

* Folat: 400 mg. alınmalıdır. Ekmek, bezelye, ıspanakta vardır.

* Magnezyum: Günde 220 mg. alınmalıdır. Somon, domates, avokado ve enginarda vardır.

* A vitamini: Günde 500 mg. almak gerekir. Ananas, havuç, brokoli, soğanda vardır.

KIVININ FAYDALARI

Kivinin faydalarıKivinin faydaları

KİVİ: A ve C vitaminleri ile potasyum açısından çok zengin bir meyve olan kivi, ayrıca kalsiyum, demir ve magnezyum gibi mineraller açısından da zengindir. Besleyici değeri yüksek bir besin olan kivinin bir tanesi ile günlük A ve C vitamini ihtiyacı karşılanabilmektedir.

Kivinin Faydaları: Lif açısından da zengin bir besin olan kivi bağırsakları çalıştırarak sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Vücudu ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Nezle ve grip gibi soğuk algınlıklarına iyi gelir. Nefes açıcı etkisi ile astımlılara faydalıdır. Başta göğüs kanseri olmak üzere, kanser oluşumuna ve ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeler. Tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürür. Karaciğeri çalıştırır ve kanı temizler. Kansızlığa ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Yaşlanmanın ciltteki belirtilerini azaltır.

Kivi Nasıl Kullanılır?

Kivinin meyvesi yenebileceği gibi cilt bakımı için de kullanılır. Dilimlenmiş kivi cilde konursa cildi besler ve nemlendirir. Ayrıca, kivi ezilerek suyu çıkarıldıktan sonra elde edilen püre yıpranmış ve kırışmış ciltler için maske olarak kullanılabilir.

KEDIOTU FAYDALARI

Kediotu (valeriana) : İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır.


Tıbbi kediotu : Avrupa ve Kuzey Asya'da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır.


Faydası : Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.

GUAVA NIN FAYDALARI

Guava' nın Faydaları

Guava isimli bu tropikal meyve her yerde bulunmasa da ithal ürün satan marketlerde bulabilirsiniz.
Guava Neden sağlıklı?
Likopen yönünden oldukça zengin bir meyve. Prostat kanserine karşı koruyucu olarak bilinen domates ve karpuzdan çok daha etkin bir prostat savaşçısı. Potasyum yönünden de zengin bir meyve. 1 bardak guava suyu orta büyüklükteki bir muzdan yüzde 63 daha fazla potasyum içeriyor. A vitamini açısından elmayla karşılaştırıldığında 1,5 kat, C vitamini açısından da portakalla karşılaştırıldığında 5 kat daha fazla vitamin içeriyor. Papaya meyvesine göre ise 2 kat daha fazla likopen içerdiği için zengin antioksidan deposu
Guava Nasıl yenir?
Ortadan ikiye ayırın. Kabuğunu soymayın çünkü en çok vitamin kabuğunda bulunuyor. C vitamini yönünden oldukça zengin. Herhangi bir işleme gerek kalmadan kabuğuyla yiyin.

DIYABETLILER PAPATYA CAYI ICSIN

Diyabet hastaları papatya çayı içsin

Papatya çayını pek çok insan rahatlamak, iyi bir gece uykusu çekmek, yemek sonrası hazmı kolaylaştırmak amacıyla kullanıyor. Japon ve İngiliz bilimadamları tarafından yeni yapılan bir çalışma ise; bu bitkinin çok önemli bir başka faydası daha olduğunu gösteriyor. Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre; papatya çayı, şeker hastalığına bağlı komplikasyonları azaltabiliyor. Papatya özütleri şeker hastalığına bağlı sinir ve damar hasarı oluşturan aldoz redüktaz (ALR 2) isimli bir enzimin oluşmasını engelleyerek, böbrek ve gözlerde oluşan zararı azaltıyor. Papatya Çayı
Çalışmaya göre papatya çayı kan şekerinin daha iyi kontrol altına alınmasına da yardımcı oluyor. Bu araştırma, henüz laboratuvar aşamasında. Yine de her gün içtiğiniz bir bardak siyah çayı, bir fincan papatya çayı ile değiştirebilirsiniz. Dr.Ece HATTAT

ADACAYI SAGLIK DEPOSU

Adaçayı omurilik rahatsızlığının ilacı


Şifalı bir bitki olarak bilinen ve içildiğinde tüm bedeni güçlendiren adaçayı, kalp krizi riskini azaltıyor.
Uzmanlar adaçayını aynı zamanda kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde tavsiye ediyor. Hasta karaciğeri olumlu yönde etkileyen adaçayı, mideyi ve bağırsakları da rahatlatıyor. Ayrıca kanı ve solunum organlarını temizleyici bir etkisi de var.

SIFALI BITKILER AKLANDI

Şifalı bitkilere onay verildi.

Halk arasında bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan defne, adaçayı, sığır kuyruğu gibi doğal ürünlerin faydaları, bilimsel çalışmayla kanıtlandı.
Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çalışkan, yaptığı açıklamada, kentte yoğun olarak yetişen bitkilerin faydaları üzerinde inceleme yaptıklarını söyledi.

"Bitkilerde antibakteriyel etkiler var mı?" projesi kapsamındaki çalışmayla, bölgede yetişen defne, adaçayı ve sığır kuyruğunu 2 yıl süresince topladıklarını ve güneş görmeyen bir ortamda kuruttuktan sonra yağlarını aldıklarını ifade eden Çalışkan, şöyle devam etti: "Bitkilerden elde ettiğimiz yağları, bakteri ortamına aktardık ve bu şekilde beklettik. Daha sonra bu yağın bakterinin gelişimini durdurup durdurmadığını, antibakteriyel etkilerinin olup olmadığını araştırdık. Yaptığımız çalışmayla yıllarca ninelerimizin şifa niyetine soğuk algınlığı, öksürük balgam söktürücü olarak kaynatıp içtiği sığır kuyruğunun; mideyi rahatlattığı ve idrar söktürücü özelliği olduğuna inanılan adaçayının; kozmetik sanayisinde yoğun olarak kullanılan ve ağrılara iyi geldiği belirlenen defnenin, antibakteriyel özelliklerinin bulunduğu ve yararlı olduğu sonucuna ulaştık." Çalışkan, hastalıklara iyi geldiğine inanılan diğer doğal ürünlerüzerinde de araştırmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

BANOTU NEDİR

İngiliz aşçıdan zehirli bitki özrü.

Bir dergideki yazısında lezzetli salataya konması için zehirli bitki öneren İngiliz aşçı Anthony Thompson, özür diledi. Thompson, okurlarına banotu kullanmalarını önererek hata yaptığını; kastettiği bitkinin halüsinasyon, rehavet ve aşırı dozda ölüme neden olan banotu değil, ıspanakgillerden yaprakları yenebilir bir bitki olduğunu söyledi. Anthony Thompson, yaptığının "utanç verici" olduğunu da kaydetti.

ODEM COZEN BITKILER

Ödem Çözen Bitkiler


Vücuttan su atan, ödem çözen bitkiler
Birçok kişinin kilo vermeye odaklandığı şu dönemde, hem zararsız hem de ucuz olduğu için bitkilerden yardım almak çok revaçta. Geçen yazımda yağ yakımını artırarak ve metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olan bitkilerden bahsettim. Ancak şunu göz ardı etmemek gerekir ki, fazla kiloların hepsi yağ değil, bir kısmı da 'ödem', yani vücutta tutulan fazla sıvıdır. Vücutta su tutan birçok hastalık vardır ve bunların dikkatle tedavisi gerekir. İşte, vücutta tutulan 'masum' fazla sıvının sağlıklı bir şekilde atılmasına yardımcı olan bitkilerin en etkilileri

FUNDA YAPRAĞI

'Süpürge otu' olarak da bilinen funda bitkisi 1 metre boyunda pembebeyaz renkli çiçekli her dem yeşil bir çalıdır; küçük, iğne şeklinde yaprakları vardır. İdrar söktürücü etkisinden dolayı zayıflama reçetelerinde yer alır, tek başına zayıflatıcı etkisi yoktur. Çay olarak içildiğinde selülitlerin giderilmesine de yardımcıdır. 1 tatlı kaşığı bitkiyi 1 su bardağı kaynar suda demlendirip, günde 2 fincan içilebilirsiniz.


MISIR PÜSKÜLÜ

Dişi çiçeklerden alınan püsküllerin gölgede kurutulmasıyla hazırlanır. Püsküller mısırın en şifalı yeridir. Masum bir idrar söktürücüdür. Zayıflatma amaçlı olarak yüzyıllardır kullanılmıştır. Bu çayı şöyle hazırlayabilirsiniz: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış mısır püskülünü bir su bardağı kaynar suda 5 dakika demleyin, günde 3 kere yemeklerden 1 saat önce için.


KİRAZ SAPI

Kiraz ve vişnenin kurutulmuş sapları idrar söktürücü, ödem çözücü etkiye sahiptir. Küçük boydaki idrar yolu taşlarının ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olur. Yarım litre kaynar suya 30 gr kiraz sapı eklenip 10 dakika kadar demlenir ve günde 3 fincan aç karnına içilir. Özellikle menapoz dönemindeki kadınların şikayetlerine de çok faydalıdır.


ISIRGAN YAPRAĞI

Isırgan yaprağı yüksek miktarda C vitamini, potasyum, demir ve kalsiyum içerir ki, bu vitamin ve elementlerin hepsi böbrekleri çalıştırır. Metabolizmayı dengeleyici etkileri de vardır. Kuvvetli bir antioksidandır. Uygun dozlarda bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. 1 tatlı kaşığı kuru yaprağı 1 su bardağı kaynar suda 3-5 dakika demlenirip günde 2 kez içebilirsiniz. Taze ısırgan yapraklarını yıkayıp ayıkladıktan sonra üzerini limon suyu, elma sirkesi ve nar ekşisi ile soslandırıp yeseniz de aynı etkiyi yapar.

MISIR PUSKULUNUN FAYDALARI

Mısır Püskülünün Faydaları

Mısır Püskülü
Buğdaygiller familyasındandır. Anayurdu Güney Amerika olan mısır, Amerika Kıtası’nın keşfinden sonra denizciler tarafından Avrupa’ya getirilmiştir. Oradan da, Afrika anakarasından, Mısır üzerinden ülkemize getirildiğinden, dilimizde bu bitkiye mısır adı verildiği sanılmaktadır. 2 m’ye kadar boylanabilen, biryıllık dayanıklı tahıl ve kültür bitkisidir.

Mısırın kökleri toprakta derine kadar iner, kalın ve bol saçaklıdır. 4 cm. çapa ulaşabilen dik gövdesi boğumludur. Bu boğumlar arasında gövdenin içi boş olur. Gövde üzerinde almaşık dizili uzun yaprakları şerit biçiminde, paralel damarlı ve uçları sivridir. Aynı bitki üzerinde ayrı kesimlerde yer alan dişi ve erkek çiçeklerden erkek olanları, gövdenin ucunda başaklar; dişi olanları, yaprak koltuklarında koçanlar halinde görülür.

Dişi çiçeklerin olgunlaşmasıyla meydana gelen mısır tohumları, tek ve kalın bir sap olan koçan üzerinde düzgün sıralar halinde dizilmiş iri taneler şeklinde olur. Konumuzla ilgili olan kısımları, dişi çiçeklerin olgunlaşıp tane biçimine gelmeden önce koçanın ucunda 10-30 cm. uzunlukta oluşturdukları ve adına mısır püskülü denilen ipliksi uzantıları (stigma’ları)dır. Bol güneşli sulak alanları seven mısır bitkisi, ülkemizin su bulunan hemen hemen her yerinde kültür bitkisi olarak yetiştirilirken çok gelişip fazla yer kapladığından tohumlarının toprağa seyrek olarak ekilmesine dikkat edilir.

6000 yıl kadar önce Güney Amerika’daki And Dağları bölgesi yerlileri tarafından yetiştirildiği ve tüketildiği saptanan mısır bitkisinin taneleri, yüksek oranda nişasta ile doymamış yağ asitleri, A vitamini ve sterolleri içerir. Bu yüzden mısır taneleri hem insanlar hem de hayvanlar için değerli bir besin kaynağıdır. İlaç olarak kullanılan mısır püskülünün içerdiği maddeler ise şunlardır: Glikoz ve maltoz gibi şekerler, steroller, reçine, potasyum tuzları ve uçucu yağ.

Açık esmer ya da kırmızımsı renkli hafif ve özel kokusu bulunan mısır püskülünün tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
1. Sakinleştiricidir.
2. Bedeni güçlendirici toniktir.
3. Romatizma tedavisinde yardımcı olur.
4. İdrar söktürücüdür.
5. Mesane taşlarını düşürür.
6. Üretrit (idrar yolları enfeksiyonu), sistit (mesane enfeksiyonu) ve prostatit (prostat bezi enfeksiyonu) tedavilerinde etkilidir. Özellikle ayrıkotu ve civanperçemi ile birlikte kullanılırsa daha etkili olur.
7. Çocuklarda böbrek sorunlarının atlatılmasına yardımcı olur.

Bu etkileri sağlamak üzere, mısır koçanındaki dişi çiçeklerin döllenme olayı gerçekleşmeden önce ortaya çıkan püskülleri alınır. Bunlar kurutulduğunda bazı etkilerini yitirdiğinden kurutulmadan kullanılması daha doğru olur. 1 bardak kaynar suyun içine 2 tatlı kaşığı kuru ya da taze mısır püskülü konur. 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde iki-üç kez birer bardak içilir.

Mısır tanelerinden elde edilen mısırözü yağının, sıvı bitkisel bir yemeklik yağ olarak, damar sertliğini önlediğini, kullanan kişilere bu konuda büyük yarar sağladığını belirtmeden geçemeyeceğiz.

SEFTALI BASURA FAYDALI

ŞEFTALİ BASUR MEMELERİNE FAYDALI


Şeftali ve Basur


Şeftali A provitamini bakımından zengin bir meyvedir.

İdrar yollarını temizler.

Susuzluğu giderir ve vücuda serinlik verir.

Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

Çiçekleri kabızlığı giderir ve bağırsak solucanlarını düşürür.

KIRAZ BOBREK TASINI ONLER

Kiraz, böbrek taşı oluşumunu önlüyor.

Yaz aylarında tezgahları renklendiren kirazın faydaları saymakla bitmiyor.

kİRAZIN FAYDALARI

Bunlar şöyle sıralanıyor:

* Romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliği tedavisinde kullanılıyor.

* Kabızlığı önlüyor.

* İçindeki kinik asit böbreklerin taş ve kum yapmasını önlüyor.

* Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor.

* Aşırı ilaç tüketimi nedeniyle, karaciğerde olan yükü azaltıyor.

* İçerdiği karotin sayesinde göz problemlerini önleyebiliyor.

Kirazın Bilinen Diğer Faydaları için

KAYISI ÇEKIRDEGI YAGI FAYDALARI

KAYISI ÇEKİRDEĞİ YAĞI


Kayısı Çekirdeği yağı, hassas cilt için uygun, kolay emilebilen ince bir
yağdır. Göz çevresinde, dudaklarda, meme çevresinde ve ciltlerde kullanılır bol
E vitamini içerdiğinden cilt bakımında sık tercih edilir.

Suna Dumankaya

SUSAM YAGI FAYDALARI

Susam Yağı



Omega 6,9 ve olik asit içerir. Ayrıca E vitamini açısından da zengindir. Susam yağı antioksidan maddelerinde UVA ve UVB açısından büyük oranda koruma sağlar. Hem kışın hem de yazın kullanabilirsiniz. Suna Dumankaya

Susam Yağı


Faydaları : E vitamini ve mineraller bakımından zengindir. Cildin ve saçların E vitamini ihtiyacını karşılar. İçeriğindeki doymamış yağ asidi oranı ve kolestrolsüz olmasıyla kalbinizin dostudur. Masaj yağları için en iyi baz yağlardan biridir. Müshil amaçlı olarak ve şeker hastalığında kullanımı söz konusudur.


Kullanım Alanları : Saç ve cilt için kullanılır. Dahili olarak sağlık amaçlı olarak doktor kontrolünde kullanımıda söz konusudur.


Kullanım Önerileri : Nemlendirici olarak banyo sonrasında vücuda masaj yapılarak uygulanır. Saç bakımında badem, fındık ve çam terebentin yağları ile birlikte kullanılabilir. Dahilen doktorunuza danıştıktan sonra, aç karnına günde bir çay kaşığı içilmesi tavsiye edilir.

NAR CEKIRDEGI FAYDALARI

Nar Çekirdeği




E vitamini ve polifenol açısından zengin olması nedeniyle ile ben genelde
ürünlerimde ve güzellik reçetelerinde kullanıyorum. Ciltteki problemler için
kullanabileceğiniz en güzel ve uygun yağdır. Ama mutlaka ORGANİK olanını tercih
edin.
Suna Dumankaya

Blog Widget by LinkWithin